Kuşku, temiz akıl sahibi olmanın önünde ciddi bir engeldir


Allah insanı temiz ve berrak bir akılla düşünebilecek güçte yaratmıştır. Ancak insan nefsinin kışkırtmalarına uyduğu takdirde düşüncelerini kirletecek, sağlıklı düşünmesini engelleyecek olaylardan olumsuz etkilenebilir. İnsanın sağlıklı düşünmesini olumsuz etkileyen, düşüncesini kirleten  etkenlerden birisi de “kuşku”dur.

Kuşku, insan ruhuna ve fıtratına tamamen aykırı bir durumdur. İnsan ruhu
dinginliğe, huzura, mutlu olmaya ve  neşeye göre ayarlıdır. Oysa kuşku tüm bunları ortadan kaldırır. Ruhtaki dinginliğe etki eder, huzuru bozar, insanın mutlululuğunu engeller. Neşeliyken keyifsizlik, sakinken gerilim oluşturur. İnsanın aklı da temiz ve berrak düşünmeye uygun yaratılmıştır. Ancak böyle bir akılla yaşadığında insan mutlu olabilir; vicdanını tam kullanıp, Allah’ın istediği doğrultuda kararlar alabilir. Allah Kuran’ın birçok ayetinde, müminlerin “temiz akıl sahipleri” kimseler olduklarını bildirmektedir. Al-i İmran Suresi’nin 190. ayetinde, “göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün ard arda gelişinde ancak temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler olduğu”, Ra’d Suresi’nin  19. ayetinde “ancak temiz akıl sahiplerinin öğüt alıp düşünebildiği”, Zümer Suresi’nin 18. ayetinde “temiz akıl sahiplerinin sözü işitip en güzeline uydukları” bildirilir. Müslümanın en temel özelliklerinden birisi olan “temiz akıl sahiplerinden” olabilmek için kişinin kuşkuyu ve kuşkuya zemin hazırlayabilecek her türlü yanlış bakış açısını hayatından uzak tutması gerekmektedir.

Çünkü insanın bir konuda kapıldığı kuşkular sadece o olayla veya o boyutuyla kalmaz. Kuşku, kuşkuyu doğurur ve yeni vesveselerle yeni düşüncelerle gitgide büyür. Bunun sonucunda oluşan ruh halinde temiz akılla düşünmek, olayları sağlıklı bir şekilde Kuran’ın gösterdiği bakış açısıyla değerlendirebilmek mümkün olmaz. Bu yüzden insanın kuşkudan uzak durması için yapması gereken Kuran’ın gösterdiği bakış açısını hiçbir olayda unutmamak, olumlu düşünmek, olaylara hayır ve hikmet gözüyle bakmak ve daima ümitvar olmaktır. Kişi Allah’tan korkan, samimi ve güzel ahlaklı Müslümanların söz ve tavırlarına daima güvenle ve teslimiyetle yaklaşmalıdır. Samimi Müslümanların söz ve eylemlerinden kuşkuya kapılmak, bunları olumsuz yönde değerlendirmek kişinin kendisine zarar vererek, akıl ve vicdanla  düşünmesini engeller. Müslümanların Allah’tan korkmaları, Kuran’a uymaları ve Allah rızası için yaşamaları, bu kimselerin sözlerine ve tavırlarına hüsn-ü zan ile bakılması için yeterlidir. İnsan karşısındaki kişileri değerlendirirken de bu özellikleri ölçü almalı, Müslümanların sözüne, teşhisine, bir konudaki uyarısına ve yorumuna tam bir güven ve teslimiyetle yaklaşmalıdır.

Kuşkulu bir bakış açısında kişi sürekli bir şeylerin ispatlanmasını, dellillendirilmesini veya detayların ortaya konmasını bekler. Oysa Kuran’ın gösterdiği ahlakı esas alırsa , Müslümanın  sözü ispattan ve dellilerden daha önemlidir. Karşısında Allah’tan korkan ve vicdan sahibi birisinin konuşuyor olması, kişiye yetmelidir. Takva bir kişinin söz ve hareketlerinin mutlaka hayırlı ve hikmetli olduğunu düşünmesi gerekmektedir. Kişi Müslümanın söylediği bir söze veya yaptığı bir eyleme güzel gözle, olumlu yönden bakmalı, onun vicdanı doğrultusunda bunları yaptığına dair içinde güven duymalıdır. Söylediklerinden veya hareketlerinden değişik, gizli anlamlar çıkarmaya çalışmamalıdır. Karşısıdakinin vicdanını esas almalı ve ispat beklentisi içinde olmamalıdır.

Bunun aksi cahiliye ahlakında sık sık gördüğümüz bir düşünce şeklidir. Ve bu şekilde yaşamak kişilere daima mutsuzluk ve sıkıntı getirir. İnsanlar birbirlerinin herşeyine karşı kuşkuyla yaklaştıkları için, olumlu bir tavır bile şüphe etmelerine neden olur. Örneğin bir arkadaşları bir konuda iltifat ettiğinde bundan şüphelenirler, bu hareketin altında mutlaka bir anlam bulmaya çalışırlar. Birisinden güzel bir söz veya tavır gördüklerinde bu kuşkulanmalarına yol açar çünkü cahiliye ahlakında kişisel menfaatler  esas olduğu için sebepsiz bir iyilik, sebepsiz bir iltifat mutlaka şüphe için zemin oluşturur.

Oysa Müslümanlar için durum çok farklıdır. Müslümanların her davranışı tamamiyle Kuran’a ve samimiyete dayalıdır. Herşey Allah rızasına yönelik, güzel ahlakla ve samimiyetle yapıldığı için kişinin kuşku
duyabileceği tüm sebepler daha en baştan ortadan kalkmaktadır. İnsan, Müslümanların söylediği sözlere inanmalı ve bunun doğruluğuna tam bir güven duymalıdır. Müslümanların kendisi için hayırlı düşündükerine inanmalı ve Allah’a tevekkül etmelidir. Müslümanların sözlerine, tavırlarına karşı daima olumlu ve güzel bir  bakış açısına sahip olmalıdır. Örneğin bir Müslüman kendisine birşey söylediğinde, “samimi ve dürüst olarak bana bunu söylüyor” veya birşey yaptığında “benim hayrımı ve iyiliğimi gözettiği için böyle davranıyor” demelidir. “Acaba doğruyu mu söylüyor, söylediklerinde samimi mi, gerçekten olumlu düşünüyor mu?” gibi kuşku dolu yaklaşımlar hem düşünen kişi hem de karşı taraf açısından çok yorucudur. Ancak böyle bir bakış açısıyla Müslüman huzurlu ve dingin bir ruha sahip olabilir. Aksi ruh halinde kişi ruhen çok yorulur. Doğru düşünemez ve hayır gözüyle bakamaz hale gelir. İnsan aklı çok yönlü bir karmaşaya, olumsuzluklara uygun değildir. Aynı anda hem sağlıklı düşünebilmek hem de kuşkuyla yaşamak mümkün değildir. Kuşku sağlıklı düşünmeyi tamamen ortadan kaldıracaktır. Bu yüzden kişinin kuşkuyu tam anlamıyla yok edip, vicdanını en iyi şekilde kullanarak Allah’tan korkarak Kuran’a uygun düşünmesi gerekir.

SONUÇ

Kuşkunun insanın ne ruhuna, ne kişilik ve ahlaki gelişimine ne  de bedenine en ufak bir faydası yoktur. Aksine bunların tümüne birden çok yönlü zarar verir. Kişinin güzel ve hayırlı düşünmesini  engeller, işindeki bereketi azaltır. Allah’a yakınlaşmak ve dinde derinleşmek için düşüneceği değerli vakitleri alarak, böylesine saçma ve boş bir uğraşı içinde geçirmesine sebep olur. Temiz akıl sahibi olmasına engel olur, sürekli vesveseli bir ruh hali verir.

Müslümanın Allah’a tevekkül ederek, iradesini kullanarak ve daima Kuran’a uygun düşünme konusunda dikkatini açık tutarak, kuşkudan uzak durması, Müslüman için herşeyin hayır ve güzelliklerle yaratıldığının bilincinde olması gerekmektedir.

2008-11-10 11:29:31

Harun Yahya Etkiler | Basında Harun Yahya | Sunumlar | Ses kasetleri | İnteraktif CD'ler | Konferans setleri | Radyo programı / Piyesler | Broşürler| Site Hakkında | HarunYahya.net | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle | RSS Servisi
Bu sitede yayınlanan tüm materyaller, Sayın Adnan Oktar’ı referans göstermek koşuluyla telif hakkı ödemeksizin kopyalanabilir ve çoğaltılabilir
© Sitemizde ve diğer tüm Harun Yahya eserlerinde yer alan Sayın Adnan Oktar’a ait şahsi fotoğrafların bütün yayın hakları Global Yayıncılık Ltd.Şti’ne aittir. Kısmen de olsa izinsiz kullanılamaz ve yayınlanamaz.
© 1994 Harun Yahya. www.harunyahya.org
page_top